Toronto

Toronto’dayım ve Bir Evim Yok

Bazen çenesinin yarısı uçmuş bir evsiz görüyorum ve kafama esiyor, ona sorular sormak, onunla sohbet etmek, ona beş dolar on dolar verip kendine iyi bakmasını söylemek istiyorum. Bazı lokasyonlarda meeting’leri oluyor. Aralarına karışıp bir ucube gibi şiir avlamak istiyorum. Onların bu dünyayı umursamayışları ve kimseyi görmeden, kimseye karşı en ufak bir sorumluluk hissetmeden önlerine bakmasına imreniyorum. Aciz, budala ve şiir düşkünü bir şair olarak aralarında kalmak istediğim oluyor. Ama onlarla arkadaş olunamayacağını, onlarla onlar gibi olmadan yapılamayacağını ve gerçeği göremeyeceğimi çok iyi biliyorum. Belki Jack London bunu başarmıştı.

Processed with VSCO with q1 preset

Kendi hikayemi düşünüyorum. Serüven sandığım hayatımı.

Nedir? Şarap içmişim, yollara çıkmışım, orada burada çalışmışım, bir türlü kendimi ait hissedememişim, saçlarımı kestirmiyormuşum, kalkıp Kuzey Amerika’ya geliyor, dilin içine girip girip birden başka bir karaya çıkıp başka bir dilin içinde yürümeye kalkışıyormuşum, falan filan.

Processed with VSCO with c1 preset

Şimdi, bunların her birinin bir çocuk masalı olduğunu, dünyada bir hiç olduğumu, kendi yaşamımı kurduğumu sandığım bu dünyada bir ateşle birlikte parlayarak söneceğimi öğreniyorum. Bunu, kendimi bir anda her milletten insanın ortasında bırakarak öğreniyorum. En nihayetinde insan ne kadar yanarsa yansın, bir kibrit çöpüdür.

Processed with VSCO with q5 preset

Üniversite yıllarımda, benim için radikal olabilecek kararlar hakkında düşünürken hemen yer değiştirirdim. Hem de öyle gidip bir arkadaşımda kalayım gibi küçük, ufak tefek yer değişiklikleri olmazdı bunlar. Mesela bir defasında evimi değiştirmiştim. İki günde. İki gün inanılmaz uzun ve inanılmaz kısa bir güne dönüşebiliyor. Hayat bunu da gösterdi. Mesela, “Hadi yola çıkayım,” deyip otobüs bulunmadığı için hiç kimseyi tanımadığım bir şehrin otogarında kalakaldığım da oldu. Türkiye’de birçok şehre, birçok kente, birçok köye indim, birçok insan tanıdım, birçok insandan kaçtım, kovalandım, adımı bile değiştirmeyi düşündüm ama serüven değil bunlar. 

Bunların her birinde, hala yaşamaya çalışan biri var, aslında gerçek hikayenin içinde bile değil.  

img_3648-e1499719497772.jpg

Oysa Toronto’da, kaldırıma yatıp, hiç çekinmeden, “Buraya geldiğim için pişmanım, evime dönmek istiyorum,” yazan bir kartonun altında uyuyan kadınlar görüyorum. Evet, buradaki evsiz kadınlar bana benim hikayemin çocukluğunu gösterdi. Neyiz biz? Babasının kurduğu salıncakta sallanan bir Heidi mi? Peki o babasının kurduğu bir beşikte hiç sallanmadı mı? Hepsi bahane. Hayatın gerçeklerinden uzak yaşıyoruz.

Türkiye yavaş, Türkiye’de gerçek evsiz bile yok, Türkiye’de gerçek açlar yok, Türkiye’de gerçek esrarkeşler bile yok. Türkiye’de hiç kimse sarhoş bile olmuyor. Şimdi azıcık anlıyorum Bukowski’yi, Miller’ı, Chinaski’yi, Kerouac’ı, Ginsberg’ü ya da Burroughs’u. Biz yola çıkmıyoruz, biz kötüleri sevmiyoruz, biz tuhaf insanlarla yaşamıyoruz, biz delilerle birlikte yaşamıyoruz. Onları hapse sokuyoruz.

Processed with VSCO with q1 preset

Toronto’da gerçek deliler, gerçek evsizler, gerçek sarhoşlar, gerçek esrarkeşler bizimle birlikte yaşıyor. Bazen otobüste yanıma oturuyor, bazen bir restorana kendi kafasına göre giriyor, bazen senin benim konuşmaya çekineceğin tarzda iyi giyimli insanlarla konuşuyorlar ve onlar bunun farkındalar, onlar hayatın içindeler, kendilerini saklamıyorlar ve kimse de onları saklamıyor. Kimse onlara bulaşmıyor, onlar kimseye bulaşmıyor. Yollarına çıktığınızda asla yollarını değiştirmiyorlar. Bu yaşamlarından utanmıyorlar. Yemek değiştirmeyi hayat değiştirmeye tercih ediyorlar. Yemeğini ver, hayatını verme.

Processed with VSCO with q1 preset

Burada bir yaşam tarzı, bir kimlik sahibi oldukları için de kendileriyle mutlulular. Ben de onları görünce mutlu oluyorum, bir gitarın üç teli kaldıysa onunla şarkı çalmayı deniyorlar. Pekala bir teli daha mı koptu? O zaman da kalan iki telle şarkıyı çalmaya devam ediyorlar. Hayat devam ediyor, şarkı senin kafandadır, notalar senin yargılarındır.

Processed with VSCO with g3 preset

“Bir araya gelmek” gibi müthiş serseri bir eylem, bazen de sakince kahve içip kitap okumak, pencerenin kenarında ayaklarını uzatarak uyumak onlara çok yakışıyor.   Bazıları bavulları ile bazıları market arabaları ile evlerini sırtlarında taşıyorlar. Bazıları kendisinin yükü kendine yetmez gibi bir köpeğe sahip çıkıyor. Köpekleri de en az onlar kadar serseri, en az onlar kadar şair görünüyorlar gözlerime. “Bari köpekleriyle konuşabilseydim,” diyorum.

Deliyiz biz, ya sen?

Bu dünyada evi olan bir canlı, bir mezarı olacak ölü mü?

Hiçbir şeysin.

FullSizeRender.jpg

 

 

2 comments on “Toronto’dayım ve Bir Evim Yok

  1. Çook ilginç ve çok doğru bir tespit. Yazı dilinize zaten hayranım 😍 Ama bu defa, Montreal’de yaşadığım dönemde bana da çok çarpıcı gelen bir farkındalığı anlatmışsınız.

    Özellikle şu paragraf…: ‘Bazen otobüste yanıma oturuyor, bazen bir restorana kendi kafasına göre giriyor, bazen senin benim konuşmaya çekineceğin tarzda iyi giyimli insanlarla konuşuyorlar ve onlar bunun farkındalar, onlar hayatın içindeler, kendilerini saklamıyorlar ve kimse de onları saklamıyor. Kimse onlara bulaşmıyor, onlar kimseye bulaşmıyor. Yollarına çıktığınızda asla yollarını değiştirmiyorlar. Bu yaşamlarından utanmıyorlar. Yemek değiştirmeyi hayat değiştirmeye tercih ediyorlar. Yemeğini ver, hayatını verme.’

    Yazıları çok keyifle okuyorum. Umarım Toronto’da da hava süperdir! Sevgiler!

    Liked by 2 people

  2. Biz farklılıklarımıza rağmen huzurla ve anlayışla birlikte yaşanabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle Kanada’da hava çok güzel -30C bile!

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: