Yerlisinden Duy

4 Valiz, 2 İnsan, 2 Kedi, 1 Batum

Cebimizde sadece 800 $, T.C. kimliklerimiz, 4 valiz, 2 insan ve 2 kedi olarak hoppidi giriverdik Gürcistan’a. Pasaport memuru “Gürcistan’a hoşgeldiniz” diye birer şişe şarap uzattı hediye. Doğru ülkeye geldiğimize bir kez daha emin olduk! İlk 3 gün otelde kaldık. 3. gün ev bulduk, 4. gün taşındık. Şimdi 3. yılımızı tamamlamamıza sadece 3 ay kaldı. 

Bazı gidişler kaçıştır. Bizimki de öyle oldu. Aslında her şey, 2015 Mayıs’ında, sadece tatil için geldiğimiz Batum’dan, aslında ne’den bıkkın, yorgun ve neye küskün olduğumuzu ‘görerek’ dönüşümüzle başladı. Geri döndüğümüzde, ilahi bir şekilde, Şişli’nin göbeğinde yaşadığımız apartmanın kentsel dönüşüm çarkının bir dişlisi olacağını öğrendik. Yeni bir ev bulmak, tekrar emlakçılara komisyon, nakliyecilere para vermek, muhtarlıklara, nüfus müdürlüklerine bildirimler yapmak, leş gibi evlere korkunç kiralar vermek zorunda bırakılacaktık. Ama istedikleri gibi olmadı. Şükürler olsun ki. Evet bir süre ev aradık. Ama bütün o arayış süreci, kendi memleketimizi, her şeyi arkamızda bırakıp geldiğimiz o küçük post Sovyet ülkesi Gürcistan’la kıyaslayarak geçti ister istemez.

Batumix8

Çabucak bir kararla, sadece küçük bir keşif seyahatinin ardından, neredeyse bütün geçmişimizi kolilere koyup annemlerin deposuna kaldırdık. İnsanın sahip olduğu her şeyi kutulara koyup bir odaya sığdırabilmesi çok acayip bi duyguymuş. Şehir içinde bir evden diğerine taşınırkenkinden biraz daha farklıymış, onu anladık, aslında hatta daha da kolaymış. Elektriği taşındığın yeni evde yeniden üzerine almak yok, interneti nakil ettirmek yok, kapattırıveriyorsun her şeyi, oh, bitti gitti. Kedileri çiple, biletleri al, bin uçağa, hop! Batum! Pasaportları yenilememize bile gerek kalmadı.

Cebimizde sadece 800 $’la T.C. kimliğiyle, 4 valiz, 2 insan ve 2 kedi olarak hoppidi diye giriverdik Gürcistan’a. Pasaport memuru ‘Gürcistan’a hoşgeldiniz’ diye birer şişe şarap uzattı hediye. Doğru ülkeye geldiğimize bir kez daha emin olduk :D İlk 3 gün otelde kaldık. 3. gün ev bulduk, 4. gün taşındık. Şimdi 3. yılımızı tamamlamamıza sadece 3 ay kaldı.

E, madem Ege’de bir köye falan yerleşseydiniz?

Taşınmaya hazırlık sürecimizi etrafımızdaki bir kısım insanın “E, madem Ege’de bir köye falan yerleşseydiniz?” sorusunu, kendimizce doğup büyüdüğümüz ülkenin hiç bir yerinde neden güvende hissetmediğimizi anlatmaya çalışarak geçirdik. Bir kısım insana da neden daha ‘modern’ bir ülkeye kaçmadığımızı. Öyle ya, Batum’da fakirlik diz boyuydu, bir AVM bile yoktu, her şey Türkiye’den ithal ediliyordu ve hatta Gürcüler tembel, pis, kaba ve görgüsüzdüler, ileri sürülen altı boş, basit argümanlarına göre.

Dilini ancak bakkalla anlaşabileceğimiz kadar bildiğimiz, alfabesini okuyamadığımız bir ülkeye geldik. Ama aslında neden kaçtığımızı en net şekilde sanırım buraya geldikten sonra anlayabildik.

Geldiğimizin 3. ayından beri mutlaka sokakta yürürken tanıdık birine rastlıyoruz. Sanırım bir yerin ‘yerlisi’ olduğunu anladığın en net anlardan biri o. Zaman zaman adını hatırlayamadıklarım olmuyor değil, ama yine de ‘bildik sima’ insan hayatında bir yerleşiklik göstergesi galiba. Bir de tabii küçük bir şehir Batum.

Balkondan baktığımda, parktaki ağaçların 200 senedir orada olduğunu bilmek, bir etnografya müzesinde duvarda asılı 1900’lerin başından kalma bir şehir haritasında evimi çat deyince parmağımı koyduğum gibi bulabilmek, bunca fukaralığın, açlığın ve çaresizliğin arasında seni hiç tanımayan insanların kolundan tutup sofralara oturtması, o sofraya oturduğun için, evlerini ‘şereflendirdiğin’ için insanların şerefine kadehler kaldırmaları, senin için şiirler okumaları kadar paha biçilemeyen şeylerin yokluğundan kaçmışız meğer.

IMG_3966
Gerçekten evi çat diye bulabilmek <3

İyi niyetin yoksunluğundan kaçmışız mesela. Sahilde oturup taşlarda Allah’ı bulabilme özgürlüğümüzün olmamasından kaçmışız. Tahammülsüzlükten, Allah’la aramıza örülen alçıpenden, evde otururken birden bire kapıyı kırıp içeri girebilme ihtimali olan polis devletinden kaçmışız. Emlakçının ‘Nikahınız var mı?’ sorusundan, eline fırsat geçtiğinde komşunun seni bir kaşık suda boğabilme ihtimalinden, meyve gibi görünen ama meyve olmayan, çiçek gibi görünen ama kokmayan bir takım objelerden kaçmışız.

Elbet ki gerçek, kaçmakla kurtulamadığın bir şeydir. Ve yaşadığın sürece nereni tıkarsan tıka öbür tarafından mutlaka içine girer insanın. Ülkesinden istemeden ayrılmak zorunda kalanlar için “gurbet” bir hal olarak yüreğine çökebilir insanın, o bize olmadı. ‘Türkiye’yi özlemiyor musunuz?’ diyenlere hala aynı cevabı veriyoruz. Hayır. Büyük harflerle üstelik. Elbet ki ailesini, sevdiklerini özlüyor insan, arada İskender kebap burnunda tütüyor. Cümle içinde Adapazarı ıslama köfte geçiyor birdenbire bazen. Ama geçip gidiyor.

batumi-ilk-8.jpgBatum, yaşadıkça kendini sevdiren bir şehir. En azından benim için. Kışın 180 bin insanın yaşadığı, bazen çıktığında kimseyi görmediğin grid sokaklarda yürüyorsun uzun uzun. Bu sakinlik, İstanbul’da sadece 10 gün geçirmiş biri için bile bir ab-ı hayat çeşmesi olabilir. Ben içmeye doyamıyorum.

İklimin hemen hemen duyan herkesi şaşırtan sub-tropik yapısı, Batum’u yüzyıllardır bir riviera haline getirmiş. Burada yağmur bitmiyor.

Kışın yağan yağmura bazen “Bu yağmur değil sanırım başka bir şey” diyoruz. Zira yere paralel yağan, insanı kamçılayan, yumruklayan bir yağmur var burada. Markete gidip gelince dayak yemiş gibi yoruluyorsun. Ve bu yağmur, bütün yıl boyunca 10 günde bir mutlaka 2 gün hiç kesilmeden yağıyor.

Bunun bir de hiç görünmeyen, ama yürürken sırılsıklam eden buz gibi bir modeli var. Aşırı soğuk bir ıslak battaniyeye sarılıp yürümek gibi. Kışın -10’larda seyrediyor bazen. Kar en az beline geliyor insanın. Çatıdan aşağı düşen 2-3 metrelik kar blokları yere çarptığında apartmanlar sallanıyor. Ama şehir hep yeşil. Yemyeşil.

Screen Shot 2017-06-18 at 17.26.51.png

Hepsi en az bir enstrüman çalan, üç farklı alfabe okuyup yazabilen, en az 3 dil konuşan insanlar…

Kışın 180 bin insan yaşıyor evet, ama yazın tüm Kafkaslar, Rusya ve Türki cumhuriyetlerden gelen turist akınıyla nüfus 3.5 milyona çıkıyor. Ülke ekonomisiyle ilgili gerçekleri duyan herkesin ilk sorusu “Peki bu insanlar nasıl geçiniyor?” oluyor. Geçinemiyorlar. Bu yüzden de Doğu Karadeniz’in çayını, fındığını toplamaya yevmiyeli olarak Gürcüler gidiyor.

Hepsi en az bir enstrüman çalan, üç farklı alfabe okuyup yazabilen, en az 3 dil konuşan ve çoğu üniversite mezunu Gürcü kadınlarının çok büyük bir kısmı Türkiye’de temizlik işçiliği, hasta bakıcılığı gibi işler yapıyor. Hor görülerek, hayat kadını zannedilerek, evlatlarının bakmadığı yaşlıların altını temizleyerek kazandıkları parayı ailelerine gönderiyorlar.

Ortalama memur ve öğretmen maaşı 400-500 Lari. Bugünkü kurla, ki yarın ne olacağını gerçekten bilemiyoruz, 650 TL’ye tekabül ediyor. Evet, Gürcü parası Türk lirasından daha değerli. Biz buraya ilk taşındığımızda 100 TL’ye 89 Lari alıyorduk. Bugün sanırım 65 Lari alabiliyoruz. Geçen 3 yıl içerisinde Türkiye’de olan her şey, net olarak TL’nin değerini böyle değiştirdi burada.

Yaz aylarında, gördüğünde elinden tutup bir şemsiyenin altına oturtup “Sen burada dinlen lütfen” demek istediğin küçücük çocuklar, beli bükülmüş yaşlı teyzeler plajda saatlerce yürüyerek, güneşlenen turistlere su, mısır, çekirdek, çerez satıyorlar. Beyaz tenli bir ırkın Fedon’u bile sinirlendirecek bir ten rengine maruz kaldığını görmek çok iç acıtıcı.

Screen Shot 2017-06-18 at 17.22.47

Eğer gelirinizi başka bir ülkeden elde ediyorsanız, hayat Batum’da Türkiye’ye kıyasla daha kolay. Ama hayat Gürcüler için ucuz değil. Evet makarnanın kilosu 2 Lari. Ama cappucino 8 Lari. 8 Lari, ortalama bir Gürcü ailesini neredeyse 3 gün geçindirebilecek bir değere sahip.

Batum’a özellikle Sarp sınır kapısından geçerek gelenlerin Gürcülerle ilk temasları birbirinden şaşırtıcı lüks taksiler. Gürcistan’da taksi olmak çok kolay. Arabanız ve boş vaktiniz varsa, aracın tepesine koyabileceğiniz portatif bir TAXI lambasıyla hemen taksiye dönüşebiliyorsunuz. Bu, o ‘Nasıl geçiniyorlar?’ dediğimiz Gürcülerin bir diğer ana gelir kaynaklarından biri.

Bir de son derece pahalı ve lüks arabaların tamponsuz gezdiklerine şaşıranlar var. Bu da ayrı bir gelir kapısı. İnsanlar banka kredisiyle aldıkları arabaların parçalarını, Türkiye’de araba parçaları çok pahalı olduğu için Türkiye’ye geçip satıp geri dönüyorlar. Aldıkları parayla da kredi taksitlerini ödüyor, üstüne bir de ev geçindiriyorlar.

Screen Shot 2017-06-18 at 18.08.31.png

Türk turistlerin çok büyük bir kısmı sadece fuhuş ve kumar amaçlı geliyor

Tabi bir de işin en üzücü tarafı var Batum’un özellikle Türkiye’deki imajı açısından. Maalesef ki buraya gelen Türk turistlerin çok büyük bir kısmı sadece fuhuş ve kumar amaçlı geliyor. Hemen tüm eski Sovyet ülkelerinde olduğu gibi, değişik milletlerden çokça kadın burada seks işçiliği yapmak zorunda kalıyor. Casinolar ise çoğunlukla Türklere hizmet veriyor. Biz de bu yüzden Batum’a taşındığımızı söylediğimizde bir sürü insanın yüzünde hınzır bir gülümseme görmedik değil.

Ekmek yok, çaça var

Ama her şeye rağmen, Batum insana müthiş bir hafiflik duygusu veren bir şehir. Komik de ayrıca. Hayat burada sabah 10:00 – 11:00 gibi başlıyor. O saatten önce ne fırında ekmek, ne açık banka, ne de bakkal bulabilmek pek mümkün değil. Bazı bayramlarda fırına gidip ekmek soruyorsun, fırıncı “Ekmek yok, çaça var ben yaptım, al bu da bizim bahçenin elması” diye eline %80 alkollü bir içki tutuşturuveriyor. Ekmeği falan unutuyorsun zaten. ‘Makarna yaparım yiaa’ diye eve dönüyorsun.

Gürcüler, toplu taşıma araçlarında çocuklara mutlaka yer veriyorlar. İlk geldiğimizde büyük şok geçirip, aslında olması gerekenin bu olduğunu anlamıştık. Yani sonuçta yetişkin olarak sen her yere tutunabilirsin, ama çocuk arabanın içinde savrulup gidebilir di mi?

Eğer biraz bile Gürcüce biliyorsanız, burada hayat daha da kolaylaşıyor. İngilizcenin yok denecek seviyede konuşulduğu Batum’da, çat pat Gürcüce hayati önem taşıyor. İlk gelenler için Gürcü alfabesi son derece karmaşık görünse de, aslında en fazla 10 günde kolayca öğrenilebilir. Ben alfabeyi Youtube videoları izleyerek ve ilkokul çocuğu gibi sayfalarca aynı şeyi yazarak 4-5 günde öğrendim. 3 bin senelik dantel gibi bir alfabe Gürcü alfabesi. Çözmeye başladıkça da okumak bulmaca çözmek gibi eğlenceli bir şeye dönüşüyor.

Screen Shot 2017-06-18 at 18.08.39
Egzersiz mühim

Şimdilik burada kesiyorum, çünkü anlatacak daha çook şey var, sırayla!

Sözün kısası, bizim burada hava güzel. Bu tarafa gelen olursa haber edin ve hatta durmayın, gelin. Yalnız gelmeden en azından bir “Merhaba – Gamarcoba” demeyi öğrenin. Çok seviniyoruz :D

Batum’dan bin kucak sevgi,

Tamar

Screen Shot 2017-06-18 at 18.07.43

Bu da bonus :D

 

7 comments on “4 Valiz, 2 İnsan, 2 Kedi, 1 Batum

  1. Dantel gibi gerçekten ne güldüm ya :))

    Liked by 1 kişi

  2. merhabalar!

    oldukca akıcı ve meraklandirici türden olmus bu yazı :) bizde kacmaya calisanlar olarak merak etmedik degil, siz nasıl geciniyorsunuz, is imkanlari nasıl, yada varmi ? :)

    Beğen

    • Teşekkürler =) Yazının devamı yakında, cevaplarınızı orada bulabilirsiniz umarız. ^^

      Beğen

    • Çok teşekkürler!
      Ben gazeteciyim, çeşitli mecralara yazıyorum. Emre de grafik tasarımcı, hem burada hem yurt dışında bi takım yerlere çalışıyoruz. Ama Gürcistan genelinde iş imkanları kısıtlı. Maaşlar çok düşük. O yüzden paranızı başka bir ülkeden kazanıyorsanız hayat kolay burada :)

      sevgiler
      t.

      Beğen

  3. Bahar Çetin

    mide lobisinden tanıyıp, vuslat hanımın linkinden gelip burada görünce, yurt dışında bir arkadaşınla karşılaşmak gibi oldu :) bir gün acil çıkış kapısına ihtiyaç duyarsam, adresi biliyorum artık..

    Beğen

  4. Geri bildirim: Batum’un Erkeği, Yavru Ceylanı, Kulak Burun Boğazcısı – burada hava güzel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: