Toronto

Toronto İçin Çamaşır Günü

Toronto’ya geldik, bir arkadaşımın evinde birkaç gün kalacağız, sonra da kendi kalacağımız eve geçeceğiz. Kaldığımız süre içerisinde mutfağı kullanıyoruz falan bulaşık çıkıyor haliyle, ama bulaşık makinesi yok, ne yapalım, elimde yıkıyorum. En son üniversite yıllarında elimde yıkamıştım, diye kendi kendime takılıyorum, nasıl yığılır da yığılırdı. Hatta bazen çılgınlık yapar, tüm bulaşığı koca çöp poşetlerine doldurur, gider yeni tabaklar alırdım. Falan filan.

Neyse, üç gün geçti, dört gün geçti derken evde çamaşır makinesi olmadığını da fark ettik.

Ne bulaşık makinesi ne çamaşır makinesi. Arkadaşıma da soramıyorum, durumu mu yok acaba falan diye. Halbuki ev güzel yani. Neyse, dedim geçtim, Bir gün nasıl olduysa konusu açıldı, meğer evde ne bulaşık makinesi için ne de çamaşır makinesi için tesisat varmış. Hayda! Nasıl yani, dedim. Devlet, zamanında insanlar kaynaşsın, konuşsun, çamaşır zamanları daha sosyal geçsin diye böyle bir sisteme gitmiş, dedi.

Mesela işçiler, çalışarak çok zaman harcadıkları için sosyal hayatları zayıflıyormuş. Laundry’ye gidilir, bir iki insan görülür, muhabbet edilir, insanlar evlerine kapanmaz, kadınlar erkeklerle, erkekler kadınlarla tanışır, kim bilir aileler bile kurulur diye düşünerek hareket edilmiş.

Tabii bunlar eski zamanlar, fakat sistem hala aynı, değişmemiş. Zamanla bazı bölgelere, bazı evlere bu makinalar girse de hala büyük bir çoğunluk tesisatsız ve makinasız bir hayat sürüyor.

En başlarda çok zorlandık. İlk laundry maceramız epey acıklıydı. “Askerde bile böyle eziyet çekmedim,” dedim kendi kendime. Ama şimdi? Alıştık sanırım. Gerçekten laundry gününü laundry’ye özel bir etkinliğe çevirdik. Gitmeden önce çamaşırlar yıkanırken ne yapsak diye düşünüp planlayarak gidiyoruz.

Mesela yanıma kitap alıyorum. İstersem bir bölüm dizi izliyorum. Sahiden insanlar görüyor, onlarla konuşuyorum. Üstelik sadece gençler değil, yaşlılar, çocuklular, her türden insan. Çocuklu aileler şekerlerle ve diğer oyalantılarla geliyor. Herkesin nevresimlerini, iç çamaşırlarını, çamaşırlarını nasıl katladıklarını, bazen de asla katlamayıp siyah çöp poşetlerine doldurup evlerine yollandıklarını gördük. Öte yandan sahiden muhabbet oluyor, yardım gerekirse yardım ediyorlar, istesen çamaşırları katlamaya bile yardım ederler.

Zorunda olduğumuz için mi sevdik yoksa sahiden eğlenceli mi inanın bilmiyorum ama işin en komik, en tatlı, en güzel yanı ne biliyor musunuz? Mesela bir otobüse bindiniz, biliyorsunuz ki, herkesin eşyasını aynı makinelerde yıkıyor.

Hani bir geyik vardır ya “Belki benim kağıt param dönüp dolaşıp senin cebine girmiştir,” diye. Burada o şarkıyı aşağıdaki şekilde değiştirirsek yöresel olarak büyük anlam kazanabilir:

“Belki benim donum döne dolaşa senin sütyeninle aynı makinede yıkanmıştır. Olamaz mı, olabilir.”

Neyse, bir Türk olarak eni konu düşündüm taşındım, bu laundry işinde çok iyi para olduğunu keşfettim. Bir laundry ocağı kurmayı düşünüyorum. Bir makine 5 dolar, kurutması için de 1 dolar derken sanırım çok geçmeden büyük bir servetin sahibi olabilirim. Buraları ele geçiririm.

Bu fotoğraf da benim laundry zorbalığı günümden bir hatıra.

Sloganım da şu: “Sıkıntı yok, yıkarız!”

1 comment on “Toronto İçin Çamaşır Günü

  1. Geri bildirim: Batum’un Erkeği, Yavru Ceylanı, Kulak Burun Boğazcısı – burada hava güzel

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: